Favstar wird sogar noch besser, wenn du dich anmeldest.
Darum ist Anmelden eine gute Idee.
-Naber? +Nolsun ya. -Nası gidiyo? +Nolsun be abi. -Neler yapıyosun? +Nolsun işte. ADAM NOLDUĞUNU KATİYEN ANLATMIYOR.
Kız 1.80 boyuna 10 cm topuklu giymiş. Napacan stratosferi mi elliycen, uçaklara mı dokuncan, napacan?
Okay you 3 billion 750 million you billion you pulled money what have you done with this money kids are hungry at home you don't give money.
The present perfect continuous tense: Geçmişte olup, etkileri günümüzde hala devam eden. Ulan tense misin gönül yarası mısın vicdansız...
“Hava çok güzel”den “Off hava çok sıcak”a ne ara bu kadar hızlı geçtik ya, 1 gün falan sürdü. Gerçekten yazıklar olsun.
İzlenmedik dizi, film, dinlenmedik müzik, yenilmedik yemek kaldı mı? Yarın sınavım var da, kaldıysa onları da aradan çıkarayım.
Şirince imamının biraz mizah anlayışı varsa cuma günü megafondan basar sur sesini, var mı lan öyle 1000 lira verip kıyametten kaçmak.
-Geçen yazdım görüp yazmamışsın? +Müsait değildim -Sonra niye yazmadın? +Unutmuşum ya -Hatırlayınca yazsaydın? +CANIM İSTEMEDİ OROSPU ÇOCUĞU
Fuck you you fucking fuck, yani diyor ki allah seni kahretsin seni kahrolası kahır.
Ahiret günü anneme eve ayakkabıyla bastığım sahneleri göstermezler umarım. VTR'lerde var çünkü hepsi, biliyorum.
-Hafız naber ya? +İyi be müdür senden? -Nolsun be katip bildiğin gibi. +Aman başkonsolos kendine dikkat et. -Eyvallah ajan. NESİNİZ LAN SİZ?
Geliyorum (Evdeyim), otobüse bindim (Evden çıktım), yürüyorum (Otobüs bekliyorum), geldim geldim (Yola çıktım)
MSN zamanında kalp yapmak <3 o kadar kolay değildi. Shift'e bas, parantez aç, L yaz, parantezi kapattı. Sevgi emek isterdi.. Hoşçakal MSN.
Gençliğinin baharında parlak biriydi. Geleceğe dair umutları vardı. Ders çalışacak, başarılı olacaktı. Sonra bilgisayarın açma tuşuna bastı.